TÜSİAD’ın yeni başkanı belli oldu

Geçen yıl 50. yılını kutlayan Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’nin (TÜSİAD), 52. Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda TÜSİAD’ın yeni başkanı TÜRKOFED Başkanı Orhan Turan oldu.

Türkiye Sanayici ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) yeni başkanını seçti.

İş insanı Orhan Turan bugün İstanbul’da düzenlenen TÜSİAD Genel Kurulu’nda başkanlık görevini Simone Kaslowski’den devraldı.

Orhan Turan, halihazırda Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu TÜRKONFED’in başkanlığını yürütüyor.

TÜSİAD’ın yeni başkanlığına seçilen Orhan Turan, kendisine duyulan güven için teşekkür ederek başladığı konuşmasında gençlere hayallerini bu ülkede gerçekleştirecek bir ülke hazırlamak için var güçleri ile çalışacaklarını dile getirdi. Turan, “Yeniden biz olabilmek için ümidimizi kaybetmeyeceğiz. Mustafa Kemal Atatürk’ün eşsiz vizyonu ile bize miras bıraktığı cumhuriyet değerlerinin her zaman savunucusu olmaya devam edeceğiz.Cumhuriyetimizin 100. yaşının arifesinde ekonomik anlamda gelişmişlik, eşitlikçi ve toplumsal cinsiyet eşitliği öncelikli bir hedefimiz olacak” diye konuştu.

Özilhan konuşmasında şu noktalara değindi:

“Altı ay önce gerçekleştirdiğimiz Yüksek İstişare Konseyi toplantımızda TÜSİAD’ın kuruluşunun ellinci yıl dönümü için hazırladığımız “Yeni Bir Anlayışla Geleceği İnşa” başlıklı çalışmamızı tanıtmıştık.

O günkü konuşmamda gerilimlerin şiddetli biçimde üst üste yığıldığı tarihsel dönemlerden geçtiğimizi belirtmiştim.

Geleceğin, geçmişten ve bugünden radikal biçimde farklı olacağını ve karşı karşıya olduğumuz tehditlerin en başında da jeopolitik gelişmelerin olduğunu söylemiştim.

Ama doğrusu bu uyarıları yaparken, birkaç ay içinde bizi bu kadar derin bir krizin beklemekte olduğunu tahmin etmemiştim.

Son on beş yıla bakıyorum: 2008 krizi, Covid-19 pandemisi, iklim krizi ve şimdi de Ukrayna krizi.

Tam en kötüsünü geride bıraktık artık toparlanma dönemi dediğimizde yepyeni bir krizle karşı karşıya kalıyoruz. “yeni normal” kavramı ilk kez 2008 krizinden sonra gündemimize gelmişti.

Adeta krizlerin sürekli hale gelmesi, belirsizlik ve öngörülemezlik yeni normalimiz oldu.

Peki, krizlerin süreğen hale geldiği koşullarda ne yapmak gerekiyor?

Bunun hiç şüphesiz kesin ve tartışmasız bir yanıtı yok.

Farklı birçok kriz görmüş herkesin aklına geleceği gibi cevap ihtiyatlı olmaktan ve değişen koşullara uyum yeteneğini artırmaktan geçiyor.

“Yeni bir krizle karşılaşma ihtimali yok; yakında düzlüğe çıkarız” varsayımıyla hareket etme lüksümüz yok.

Elimizdeki imkanları tedbirli kullanmak ve en önemlisi de bünyemizi kuvvetlendirmek zorundayız.

İzninizle bunları biraz açmak istiyorum.

İçinde bulunduğumuz kaotik ortamda karşılaştığımız her kriz daha ilk anda çok kuvvetli bir takım etkiler yapıyor.

Ancak şiddeti söndükten sonra bile krizlerin etkileri farklı alanlarda devam ediyor.

Her kriz uzun vadede içinde yaşadığımız düzen üzerinde dönüştürücü bir etki yaratıyor.

Bu dönüştürücü etkilerin üst üste eklenmesinin sonucu ise topyekün bir değişim.

Bu değişimin ikili boyutu artık belirginleşmiş durumda: bir yandan dünyadaki jeopolitik dengeler, bir yandan da küresel ekonomi politik değişiyor.

 

 

– Anadolu Ajansı

 

BU HABERLER İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.